Çocukluk çağında sık görülmesine rağmen çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen böbrek reflüsü, idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçmasıyla ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle sık idrara çıkma, karın ağrısı, tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonlarıyla kendini gösterebilen bu tablo, erken tanı konulmadığında kalıcı böbrek hasarına yol açabiliyor. Uzmanlar, çocuklarda görülen idrar yolu enfeksiyonlarının mutlaka dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Hakan Kocaman, çocuklarda böbrek reflü hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.
İdrar akışı terse döner ve bakteriler böbreklere ulaşır
Vezikoüreteral reflü (VUR), idrarın normalde tek yönlü olması gereken akışının tersine dönmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Bu durum, bakterilerin böbreklere ulaşmasını kolaylaştırarak enfeksiyon riskini artırır. Özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde görülen hastalık, çoğu zaman belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebilir.
0-5 yaş arası çocuklar en riskli grupta
VUR açısından en riskli grup 0-5 yaş arası çocuklardır. Erkek bebeklerde yaşamın ilk yılında daha sık görülürken, kız çocuklarında genellikle tekrarlayan enfeksiyonlarla ortaya çıkmaktadır. Ailesinde reflü öyküsü olanlar, doğumsal idrar yolu anomalisi bulunan çocuklar ile kabızlık ve işeme bozukluğu yaşayanlar da risk grubunda yer alır. Hastalığın en yaygın nedeni doğumsal faktörlerdir. Üreterin mesaneye giriş yerindeki kapak mekanizmasının yeterince gelişmemesi reflüye yol açabilir. Bunun yanı sıra mesane çıkışında tıkanıklık, nörojen mesane, posterior üretral valv gibi yapısal sorunlar ya da uzun süreli işeme disfonksiyonları da hastalığın gelişmesine neden olabilir.
Bu belirtiler çocuklarda böbrek reflüsüne işaret edebilir!
Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve özellikle ateşli enfeksiyonlar en önemli işaretler arasında yer alır. Bir yaş altı bebeklerde nedeni açıklanamayan yüksek ateş, gebelikte saptanan böbrek genişlemesi ve ailede reflü öyküsü bulunması da dikkate alınmalıdır. Ayrıca büyüme geriliği ve çocukluk çağında görülen hipertansiyon da değerlendirilmesi gereken diğer önemli bulgulardır.
Hastalık çoğu zaman doğrudan belirti vermese de idrar yolu enfeksiyonu sırasında bazı şikâyetlerle kendini gösterebilir. Bebeklerde yüksek ateş, huzursuzluk, beslenme güçlüğü, kusma ve kilo alamama görülebilir. Daha büyük çocuklarda ise sık ve ağrılı idrara çıkma, karın veya bel ağrısı, kötü kokulu ya da bulanık idrar ve gece alt ıslatma gibi belirtiler ön plana çıkabilir.
Böbrek hasarı varsa cerrahi gündeme gelebilir
Vezikoüreteral reflünün en büyük riski, yol açtığı enfeksiyonlar ve buna bağlı gelişen böbrek hasarıdır. Tanı için ilk basamak genellikle ultrasonografidir. Kesin tanı ise “işeme sistoüretrografisi” (VCUG) ile konur ve bu yöntemle reflünün derecesi belirlenir. Gerekli durumlarda böbreklerde kalıcı hasar olup olmadığını değerlendirmek için böbrek sintigrafisi de yapılabilir.
Tedavi süreci her çocuk için bireysel olarak planlanmalıdır. Çünkü reflünün derecesi, çocuğun yaşı, enfeksiyon sıklığı ve böbreklerde hasar olup olmaması en önemli belirleyici unsurlardır. Düşük dereceli reflülerin önemli bir kısmı zamanla kendiliğinden düzelebilmektedir. Hafif vakalarda düzenli takip ve enfeksiyonlardan korunma yeterli olabilirken, orta dereceli olgularda endoskopik yöntemler tercih edilebilir. İleri dereceli ve böbrek hasarı riski bulunan durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebilir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
2
Yapay Zeka-SOC paradoksu: Yüksek beklentiler uygulama zorluklarıyla karşı karşıya
4 kez okundu
3
Manisa’da 25-26 Nisan’da Bu Yollar Kapalı Olacak
4 kez okundu
5
Dikili’de 23 Nisan Coşkusu Sokaklara Taştı
3 kez okundu